Tarihi

Yapısı ve Ölçüleri

İcra Tekniği

 

     ÜÇ TELLİ KLASİK KEMENÇE’NİN İCRA TEKNİĞİ

Klasik Kemençenin tutulması;

                 Kemençe, orta burgusu sol göğüs hattı üzerine gelecek şekilde, sol dizin üzerinde hafif dikey olarak vucuda 70-80 derecelik bir açı ile, sol elle arkadan öne doğru kavranarak tutulur. Kuyruk kısmında bulunan lastik kemençenin kaymamasını sağlar. Sol elle kemençeyi göğüse bastırmaktan ziyade, göğüs ile orta burguya hafif bir baskı yapmak doğrudur. Bu baskı dengeli ve doğru şekilde yapıldığı taktirde, sol el kemençeyi bıraksa bile kemençe düşmez, diz ve göğüs arasında sabit kalır. Bu şekilde sol el daha rahat hareket ettirilir.
 

   Kemençenin tutuluş tekniğini daha ayrıntılı olarak ele alabilmek amacı ile kemençeyi tutan sol elin ve yayı tutan sağ elin tekniklerini ayrı ayrı ele alıyoruz;

Sol el (kemençe) tutuş pozisyonu;


Kemençe, tellerine tırnaklarla dokunmak sûretiyle icra olunur, tellere basılmaz. Sol el bilekten hafif yukarıya ve dışa doğru bükülür, kemençenin sapı burguların altından baş parmak ile kavranarak tutulur. Bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli hususlardan biri şudur; avuç içi ile kemençe sapının arasındaki mesafe çok önemlidir. Sapı avuçlayarak kavramak doğru değildir. Sol elin tel geçişlerinde ve pozisyonlara yönelirken rahat hareket etmesini sağlamak için avuç içi ve sap arasında 2-3 cm.lik bir mesafe bırakılmalıdır. Bu mesafe yegah teline geçildiğinde daralacak, neva teline geçildiğinde genişleyecektir. Göğüs üzerindeki perdeleri basabilmek içinde bu açıklığa dikkat etmek gerekir.

 

  Parmaklar her zaman birbirlerine bitişik olmalıdır. Bu bitişik konum, hem perdesiz bir saz olan kemençede seslerin yerlerinin daha kolay bulunmasını sağlar, hem de parmakların haran gereken perdeleri basmasını kolaylaştırır. Sol el her zaman yumuşak ve esnek olmalıdır. Bu tutuş perdelerde yumuşak ve narin basmayı sağlar. Dikkat edilmesi gereken, bileği hem yumuşak, hem de formunu bozmadan tutabilmektir. Kasılmış bir bilek ile kemençeye hakim olmak mümkün değildir.

                Kemençede perdeler birbirlerine çok yakındır. Bu yakınlıktan dolayı ufak bir hata seslerin bozuk çıkmasına neden olabilir. Çok dikkatli bir şekilde parmakları doğru seslere basılmalıdır. Teller çok sert itilmemelidir. Özellikle plastik teller oldukça yumuşaktır ve bu yumuşaklıktan dolayı biraz dahi sert baskı uygulanırsa, tırnak doğru yerde olsa bile sesler bozularak sirtone-detone olur.

               Perdeler üzerinde fazla vibrasyondan kaçınılmalıdır. Tadında bırakılmayan vibrasyon sesleri hırçınlaştırarak tatsız bir hal verir. Doğru vibrasyon yapabilmek ustalık işidir. Ancak hiç acele etmeden, zaman içinde çalışarak, doğru şekilde vibrasyon yapmak öğrenilebilir. Doğru yapılan vibrasyon kemençeye ilahi bir güzellik katar ve güzel çalabilmek için önemli bir anahtardır.

              Telleri tırnakla iterek perdelerin basılması, telin yüksekliğinin diğer sazlara göre daha fazla olmasına sebep olur. Tırnak tellere dokunurken. parmak uçları klavyeye dokunur durumdadır. Tel geçişlerinde, parmak bir telin üzerinden atlayarak tekrar klavyeye dokunur. Bu atlamadan dolayı tel geçişlerinde diğer sazlara kıyasla büyük bir yavaşlama söz konusudur. Çünkü tellere basılarak çalınan ensturumanlarda geçişler aynı yükseklikte yapılır ve parmaklar kayarcasına akıp gider. Kemençede özellikle hızlı parçalarda,parmakları tel üstünden atlatmak büyük bir dezavantaj oluşturur. Fakat doğru teknikle çalışıldığı taktirde gereken hıza kavuşmak ve oldukça hızlı olan parçaları çalabilmek mümkündür.

Sağ el (yay) tutuş pozisyonu;

              Kemençe yayı, sağ elin orta ve yüzük parmağının deri kılıf ile tahta arasına geçirildikten sonra, işaret parmağı ile alttan, baş parmak ile üstten kavranması ile tutulur. Serçe parmak, yüzük parmağına bitişik ve paralel olarak tutulur.


              Yayı tutarken sağ kol vücuda yapışık durmamalı, fazlada uzaksaklaşmamalıdır. Yaya verilen hareket dirsek ve bilekten sağlanacağı için, kolun vücuda olan uzaklığı genelde sabit kalır. Bilek ve parmaklar oldukça esnek olmalı, yayı çekip iterken küçük ve yumuşak hareketlerle sağa ve sola bükülmelidir. Bu ufak bükülmeler yay itip çekilirken oluşan kesikliği önler. Kısa ve hızlı yay çekişlerinde de oldukça kolaylık sağlar.

             Yüzük ve işaret parmağı ile deri kılıfa baskı uygulanır. Bu baskı, kıllara gereken gerginliği verebilmeyi sağlar. Bu baskıya dikkat edilmelidir. Gerginlik az olduğunda çıkan sesin volümü azalır, yayın tahtası tellere sürtebilir ve bu istenmeyen cızırtılara neden olur. Baskının fazla olması ise, yayın tellere sert sürmesine neden olur. Bu sertlik, çıkan sesin yumuşaklığını engeller. Tel, yayın sert baskısı altında deforme olur ve çıkan ses bozulur, gıcırtılar duyulur.
 

 Yay kılının uzunluğu aşağı yukarı 50 cm. dir.Yayın bu uzunluğu unutulmadan boydan boya kullanmaya dikkat edilmelidir. Yay çekerken oldukça tutumlu olmalı, gereksiz yere kısa ve kırık yaylar kullanılmamalıdır. Bu durum icranın akıcı olmasını engelleyebilir, çıkan ses kalitesini düşürebilir. Kemençe uzun yaylarla, her perdenin hakkı verilerek çalınmalıdır.

             Yay, tel üzerinde eşiğin 3.5-4 cm. üzerinde, tellere 90 derecelik bir açı sağlanarak çekilmelidir.Yay her zaman eşiğe paralel olmalı, sesin her telde aynı volüm ve ve tonda çıkması için yay teller üzerinde aynı hizada tutulmalıdır. Bu hizanın korunması sağ bileğin, dirseğin ve kolun pozisyonlarının korunmasını ve düz bir hat üzerinde hareket etmelerini sağlar. Yayı her zaman düz bir hatta çekmek, kemençeye olan paralelliğini korumak gerekir. Tel geçişlerinde yayı ileri-geri oynatmamaya, sağ kolun vücuda olan uzaklığını bozmamaya dikkat etmek gerekir.
 

Klasik kemençe’nin akordu;



               Teller sırasıyla yegâh (re), rast (sol) ve neva (re) perdelerine akortludur. Kemençeyi akord ederken dikkatli olmak, eşik ve can direğinin dengesinin bozulmamasına özen göstermek gerekmektedir. Bunu sağlamak için her tel teker teker tam olarak gerilmemeli, sırası ile aynı gerginliklere getirildikten sonra tam akorda çekilmelidir. Eğer dikkat edilmez ve eşik-can direği dengesi bozulursa, eşik sert bir şekilde devrilerek göğüsün kırılmasına neden olabilir.

               Akord yapılırken, sağ elin baş ve orta parmağı ile sap ön taraftan kavranır. Burgular ise sol elin avuç içi yada parmakları ile tutulur. Tellere sağ elin işaret parmağı ile vurularak hangi sesleri verdikleri duyulur. Sırsıyla teller doğru perdelere çekilir. Bu şekilde kabaca bir ayar yaptıktan sonra kemençe diz üzerine alınır. Yay tellere sürülürken yine sol elle akord hassas bir şekilde tamamlanır.

               Kemençe, vücuda burguları üzerinde yaslandığı için çok dikkatli olmak gerekir. Burguya biraz fazla yapılacak bir baskı özellikle rast telinin akordunun atmasına neden olabilir. Bu hususa dikkat edilmezse icra esnasında sıkıntı yaratabilir.

               Kemençenin akordu batı müziği sistemine göre düşünüldüğünde sırası ile LA(kalın), RE, LA perdelerine tekabül eder. Yani en ince tel olan nevanın frekansı batı müziğinin LA sı ile aynı olup ‘440 hz’ dir. Eğer diyapazon kullanarak akort yapıyorsak, neva telini diyapazon sesine ayarlamamız gerekmektedir.
 

Klasik kemençe üzerinde perdelerin yerleri;



              Klasik kemençe perdesiz bir enstrumandır. Perdesiz oluşu, icracının sesleri basmasında zorluk yaratır ve falso basma riskini arttırır. Seslerin birbirine çok yakın olduğu, tırnakla çalınan ve perdesi bulunmayan bir sazda sesleri doğru ve kusursuz basmak zor ve çok çalışmayı gerektiren bir meseledir. Üstelik tiz bölgelere çıkıldıkça sesler arasındaki yakınlık azalır ve kontrol her notada daha da güçleşir. Fakat icracı seslere doğru basmayı kavradığında, sazın perdesiz oluşunu bir avantaj olarak kullanır ve musikimizde icra olunan her sesi kemençenin klavyesinde bulabilir.

              Her kemençede seslerin yerleri farklılık gösterebilir. Burada önemli olan faktör tellerin uzunluğu ve eşiğin tel üzerinde bulunduğu yerdir. Bunların yanısıra kullanılan tellerin cinside seslerin yerlerinde farklılıklar yaratabilir. Eşiğin konumunu aşağı yada yukarıya doğru değiştirmek şu gibi sonuçlar doğurur; eşik yukarıya doğru kaydırıldığında, sesleri bastığımız telin üst bölümünün boyu kısalacaktır. Bu kısalmadan dolayı seslerin arasındaki açıklık daralacak ve yerleri yukarı doğru kayacaktır.Eşik aşağıya doğru kaydırıldığında ise; az önceki etkinin tam tersi olarak, sesleri bastığımız telin üst bölümünün boyu uzayacak, seslerin arası açılacak ve yerleri aşağı doğru kayacaktır.

              Kemençe lutiyelerinin çoğu farklı ölçüler kullanmaktadır. Buna bağlı olarak yapımcısı farklı olan kemençelerin perde yerleride farklılık göstermektedir. Elbette bu farklılıktan dolayı perde yerleri gibi ses genişliğide kemençeden kemençeye değişmektedir. Kimi kemençelerde iki oktava zor çıkılırken kimi kemençelerde üç oktava rahatlıkla çıkmak mümkündür. Aşağıda verdiğimiz şablonda, yegah - tiz neva perdeleri arasındaki 2 oktavlık ses sahası içinde bulunan kromatik seslerin yerleri gösterilmektedir. Bu yerlerin belirlenmesi için, yegah ve neva telleri 32cm, rast teli 36cm olan, eşiği rast telinde 30cm, yegah ve neva telinde ise 26 cm.’ye yerleştirilmiş bir kemençe kullanılmış, standart olarak alınmıştır. Neva ve rast telleri için amerikan yapımı plastik, yegah teli için ise dışı gümüş sırma sarılı kiriş teller kullanılmıştır. Perde yerleri 1-2 mm. farklılık gösterebilir.

Klasik kemençe üzerinde perdelerin yerleri için tıklayınız..